Çocuklara Paranın Değerini Öğretmenin Yolları

Okul öncesi ve erken çocukluk döneminde ekonomik kavramlar, gelişimsel özellikleri gereği çocuklar için oldukça soyut kalabilmektedir. Tıpkı hayatın diğer tüm alanlarında olduğu gibi, bir konuyu çocuğa açıklarken veya öğretirken onun yaş grubuna ve bilişsel düzeyine uygun yollar seçmek son derece önemlidir. Çocukların 10-11 yaşlarına gelene kadar para konusunu tam olarak kavrayamadıkları bilinse de, paranın değerini ve kullanım biçimlerini erken yaşta bir alışkanlık olarak kazanmaları mümkündür.
Anne karnında başlayan çevreyi tanıma, anlamlandırma, uyum sağlama ve öğrenme süreci her yaşta hız kesmeden devam eder. Çocuklar; ekonomik kavramların önemini, amacını ve işlevini ilk olarak kendi ailelerinde gözlemlerler. Erken çocukluk dönemlerinde adeta bir "sünger" görevi gören çocuklar, parayla ilgili tutumları, kaygıları ve alışkanlıkları bakım verenlerinden hızla çekerler. Özellikle oyunlarında yaptıkları alışverişler, ailelerinin ve yakın çevrelerinin doğrudan bir yansımasıdır. Tam da çocukların oyun kurmaya, yönetmeye ve sürdürmeye başladığı bu kritik yaşlarda, hayatla ilgili çoğu kavram gibi çocuğa ekonomik kavramları öğretmek ve çocuklara paranın değerini öğretmek oldukça kolay hale gelmektedir.
Ekonomik Kavramları Çocuğuma Nasıl Öğretirim?
1. Alışveriş Oyunları Oynayarak Öğretmek
Market, restoran, oyuncakçı veya mağaza gibi işletme oyunları kurmak, çocuklara paranın işlevini öğretmek için harika bir fırsattır. Bu oyunları oynarken çocuğun yaşına ve bilişsel becerilerine uygun davranmak gerekir. Çocuk henüz toplama, çıkarma yapmayı veya büyük-küçük kavramlarını tam olarak bilmeyebilir. Buradaki asıl amacın matematik öğretmek değil, paranın işlevini kavramasını sağlamak olduğunu unutmamalıyız. Bu yüzden oyun esnasında “Yanlış para üstü verdin” veya “Bunu vermen gerekiyor” gibi mükemmel matematiksel işlemler beklemek yerine, "alışveriş" eyleminin bir karşılığı olduğunu ve nesnelerin bir bedelle alındığını vurgulamak yeterlidir. Birikim yapmayı ve tutumlu olmayı da yine oyuncaklar üzerinden oyunlaştırarak keyifli bir şekilde anlatabilirsiniz.
2. Çocuğun Yanında Konuşulan Dil ve Obsesyon Riski
Çocuklar evdeki ve dışarıdaki tüm ekonomik faaliyetlerinizi ve konuşmalarınızı, diğer tüm davranışlarınızı izledikleri gibi büyük bir dikkatle izlerler. Bu yüzden soyut bir kavram olan para konusunu çocukların yanında konuşurken oldukça hassas ve özenli olmak gerekir. Genellikle ailelerin her istediğini almamak veya sınır koymak amacıyla kullandığı; “Paramız yok”, “Bunu alırsak fakir oluruz” veya “Ekmek alacak paramız kalmaz” gibi gerçek dışı ve abartılı caydırma cümleleri, soyut terimleri henüz kavrayamayan çocukta yoğun kaygılara yol açabilir. Bu tarz cümlelerin çok sık tekrarlanması, çocuk psikolojisinde obsesyonların (takıntıların) ve derin güvensizlik korkularının gelişmesine zemin hazırlayabilir. Bunun yerine, ekonomik durumdan bağımsız olarak net sınırlar çizmek ve gerçekçi sınırlar koymak en sağlıklı yaklaşımdır.
3. Sorumluluk Vermek ve Sınırlar Koymak
Çocuğa sınırlandırmaları öğretmek ve kendi bütçesini yönetmesini sağlamak sorumluluk bilincini artırır. Örneğin markete giderken alabileceği veya alamayacağı şeyler üzerine seans öncesi kısa bir bilgilendirme yapın. Kendi bütçesini ona vererek şu sınırları çizebilirsiniz:
“Ancak bu para kadar harcama yapabilirsin. Evimizde her şeye bir pay ayırıyoruz, senin istediklerin için de payın bu kadar. Bunun yeteceği kadar istediğin bir şeyi seçip alabilirsin. Eğer istediğin şeyin fiyatı elindeki paradan fazlaysa bunu alamazsın. Eğer onu çok almak istiyorsan, paranı biriktirmen gerekir. Biz de bazen o an çok istediğimiz ama bütçemizin yetmediği şeyleri alabilmek için biriktiriyoruz.”
Diyerek birikim kavramını bir kumbara eşliğinde anlatabilirsiniz. Çocuklar market gibi uyaranların bol olduğu ortamlarda konuştuklarınızı dürtüsel olarak unutabilir, ağlayabilir veya ısrar edebilirler. Bu durumda sakinliğinizi koruyarak önceden konuştuğunuz sınırları hatırlatmanız ve çocuğun hayal kırıklığı duygusunu yansıtarak kabul etmeniz yeterlidir. Tutarlı bir davranış sergilemek sınır bilincini pekiştirecektir.
4. Kitaplar ve Hikayeler Üzerinden Sohbet Etmek
Para, birikim, tutumluluk ve paylaşım gibi konuların işlendiği çocuk hikaye kitapları okumak, çocukların bu soyut kavramları görselleştirerek zihinlerinde oturtmalarını kolaylaştırır. Hikaye bittiğinde konu üzerine sorular sorarak sohbet etmek, çocuğunuzun edindiği bilgileri bilişsel olarak işlemesine ve pekiştirmesine yardımcı olur.
Psikolog Feyza Mert

Psikolog Feyza Mert
Uzman Psikolog & Çocuk Kitabı Yazarı
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Yüksek Lisans Programı'nda eğitimine devam etmektedir. Çocuk ve ergen danışmanlığı, EMDR terapisi ve travma iyileşmesi alanlarında çalışmaktadır.
Randevu ve Bilgi Al →
